HACAMATLA İLGİLİ HADİSLER

Bu konuyla ilgili olarak Semüre b. cündüb (r.a) demiştir ki: Ben, Peygamber Aleyhisselam’ın yanında idim. Bir hacamatçı çağırdı ve kendisinden kan alınmasını istedi. Hacamatçı da boynuzlar ve neşterler çıkardı ve kan alınacak yeri neşterin sivri ucuyla deldi. Bunun üzerine kan, yanındaki bir kaba (şişeye) dökülmeye başladı. Bu sırada Feraze oğullarından bir kimse geldi de :Ya resülallah! Bu nedir? Niçin vücudunu bununla kestiriyorsun? diye sordu. Peygamber Aleyhis-selam da: ‘‘Bu kan aldırmaktır’’buyurdu . Adamcağız bu defa: Kan aldırmak nedir? Diye tekrar sordu. Peygamber Aleyhis-selam:’’Kan  aldırmak, insanların tedavi oldukları şekillerin en iyilerinden (en şifalılarından) dir’’ buyurdu.

     Yine Peygamber Aleyhisselam bir Hadis-i Şeriflerinde hacamatçıyı methederek şöyle buyurmuştur: ‘‘Vücuttan kan alan kimse (hacamatçı) ne güzel bir insandır. Çünkü kirli kanı giderir, sırtı hafifletir, gözün görme duyusunu da kuvvetlendirir’’ buyurmuştur.
 
      "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şifa üç şeydedir: Bal şerbeti, kan aldırma (hacamat), ateşle dağlama. Ancak ümmetimi dağlamaktan menediyorum."

Yine bir başka rivayete göre "Balda, hacamat olmada şifa vardır." denmiştir." (Buhari, Tıbb 3.)
 
       Hz. Enes (R.A) anlatıyor: "Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdular ki: "Mirac sırasında yanlarından geçtiğim her cemaat bana mutlaka "Ey Muhammed! Ümmetine hacamatolmalarını emret!" demiştir."

 

Hacamat: Sağlığı korumak veya tedavi amacıyla vücudun belirli yerlerinden kan almaktır.

Sözlükte; “Emmek” anlamına gelen “Hacm” kökünden gelir. Tıbbî tabir olarak “Kan aldırma” diye ifade edilir. Bu işi yapan kimseye, “Hacim” ya da “Haccâm” denir. Kan alma işinde kullanılan alete, “Mihcem” ya da “Mihceme” denir.

“…Kuşkusuz ki sizin kendisi ile tedavi olduğunuz şeylerin en faziletlisi, hacamat olmaktır…”

Müslim 1577/62

“Eğer sizin tedavi olduğunuz herhangi bir şeyde hayır varsa, o da hacamat yaptırmaktır…”

Buhari 12/5724, Müslim 2205/71, Ebu Davud 3857, İbni Mace 3476

“Şifa üç şeydedir:

1) Bal şerbeti içmekte,

2) Hacamat aletini vurmakta (Yani hacamat olmakta) ve

3) Ateş ile dağlama yapmakta. Fakat ümmetimi ateşle dağlamaktan men ederim!”

Buhari 12/5721, Müslim 2205/71, İbni Mace 3491

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) başı bir bezle örtülmüş olarak geldi ve şöyle dedi:

Hacamat yaptırmadan buradan ayrılmam! Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Hacamatta şifa vardır.”

Buhari 12/5733

“İsra gecesi, (Miraca çıktığım gece) meleklerden uğradığım her büyük cemaatin hepsi bana:

–Ey Muhammed! Hacamat olmaya devam et, dediler.”

İbni Mace 3477

“İsra gecesi, (Miraca çıktığım gece) uğradığım melekler bana:

–Ey Muhammed! Ümmetine hacamat olmayı emret, dediler.”

İbni Mace 3479, Tirmizi 2127

“Bize, ailemizden Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) geldi. Kendisindeki bir çıban yahut bir yaradan rahatsız olan diğer bir kimse daha geldi.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) o adama:

–Rahatsızlık duyduğun şey nedir? diye sordu.

O adam:

–Bende, bana çok meşakkat veren bir çıban var dedi.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) o adama:

–Ey delikanlı! Bana bir hacamatçı getir dedi.

O adam, Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma)’ya:

–Hacamatçıyı ne yapacaksın? Ey Abdullah’ın babası diye sordu.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) o adama:

–O çıbanın üzerine hacamat yaptırmak istiyorum dedi.

O adam, Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma)’ya:

–Allah’a yemin olsun ki bana bir sinek değiyor yahut elbise dokunuyor da bu bile bana çok eziyet veriyor ve bana çok meşakkatli oluyor dedi.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma), o zatın bu çıbandan dolayı sıkıntısını ve çektiği acıyı görünce şöyle dedi:

–Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim şöyle buyuruyordu:

‘Eğer sizin tedavi olduğunuz bir şeyde hayır varsa, o da hacamat yaptırmaktır…’

Ravi şöyle dedi:

Sonra bir hacamatçı geldi ve o adama hacamat yaptı ve o adamın hissetmekte olduğu acı ve sıkıntı gitti.”

Müslim 2205/71